PERİODONTAL TEDAVİ UYGULAMALARI

Periodontoloji, dişleri çevreleyen yumuşak (periodontal ligament, dişeti) ve sert dokuların (kemik, sement) yapısını, bu dokularda meydana gelen hastalıkları ve bu hastalıkların tedavisini inceleyen dişhekimliği dalıdır. Dişler, içinde bulundukları alveoler çıkıntı olarak adlandırılan kemiğe direkt olarak bağlanmazlar. Dişlerle kemik arasında, liflerden oluşan, periodontal ligament olarak adlandırdığımız doku bulunur. Periodontal ligament, dişler üzerine gelen kuvvetin çene kemiğine yumuşatılarak iletilmesini sağlar. Bu yapıların üzeri dişeti ile kaplıdır. İşte dişin etrafındaki bu dokular periodontal dokular olarak adlandırılır ve periodontolojinin kapsamını oluşturur.

Sağlıklı Dişeti Ve Periodontal Dokular
Sağlıklı dişetleri soluk pembe renktedir, mattır ve sıkı kıvamlıdır. Dişeti, boyun bölgesinde dişi bir yaka gibi sarar, diş ile birleştiği yerde bıçak sırtı şeklinde sonlanır. Diş ile dişeti arasında yaklaşık 1-1.5 mm lik bir aralık bulunur. Bu aralık dişeti oluğu olarak adlandırılır. Periodontal hastalıklar işte bu dişeti oluğundan kaynağını alır. Sağlıklı dişetleri fırçalama sırasında kanamaz.


Dişeti Hastalıkları

Dişeti hastalıkları, dişlerinizi saran periodontal dokularda meydana gelen, kronik, bakteriyel enfeksiyonlardır. Çok ileri aşamalara gelmediği sürece ağrıya neden olmazlar. Dişeti hastalıkları ciddi enfeksiyonlar olup, çok uzun yıllar boyunca ağızda kaydadeğer bir belirti vermeksizin ilerleyebilir ve tedavi edilmedikleri takdirde, çürük olmayan sağlıklı dişlerin bile destek doku kaybı sebebiyle, sallanarak düşmesine neden olabilir. Dişeti hastalıkları bir veya birden fazla dişi birlikte veya ayrı ayrı etkileyebilir.
Dişeti hastalıkları, bakteri plağının dişetinizde enflamasyon oluşturması ile başlar. Dişetindeki hastalığın biraz ilerlemesi ile gingivitis olarak adlandırılan aşamaya gelinir. Gingivitis aşamasında dişetlerinde iltihap mevcuttur, ancak iltihap henüz dişi destekleyen kemiğe geçmemiştir.

Gingivitiste,
-Dişetlerinde fırçalarken kanama mevcuttur.
-Dişetleri kırmızı ve şiştir.
-Dişetlerinin konturları bozulmuştur ve yüzeyi parlaktır.
-Ağrı yoktur.
Eğer dişeti hastalığı bu aşamada tedavi edilmezse, bir sonraki aşama olan periodontitise dönüşür. Periodontitiste, iltihap dişetinden sonra periodontal ligament ve diş destek kemiğine geçmiştir. Diş ile dişeti arasındaki dişeti oluğu, iltihap nedeniyle derinleşerek periodontal cebe dönüşür. Periodontal cep varlığı dişeti hastalığının ilerlemesini kolaylaştırır.

Periodontitiste,
-Dişetlerinde fırçalarken veya kendiliğinden kanama mevcuttur.
-Dişetleri kırmızı ve şiştir.
-Dişetlerinin konturları bozulmuştur ve yüzeyi parlaktır.
-Ağızda kötü koku ve tat mevcuttur.
-Dişetindeki hastalık ilerledikçe dişeti çekilmeleri meydana gelir.
Dişetiçekilmesi sonucu,dişlerin hassas olan kök yüzeyi açığa çıktığı için,
sıcak ve soğuğa karşı hassasiyet meydana gelebilir.
Dişeti hastalığı tedavi edilmedikçe gelişimini devam ettirir. Dişler sallanmaya ve giderek birbirinden uzaklaşmaya başlar, dişler arasındaki aralıklar giderek artar. EĞER BU AŞAMADA DİŞETİ HASTALIĞI TEDAVİ EDİLMEZSE DİŞLERİNİZİ KAYBEDEBİLİRSİNİZ!!! 



Dişeti Hastalıklarının Sebepleri


Dişeti hastalığının temel nedeni bakteri plağı denen dişe sıkıca tutunan,yapışkan saydam bir tabakadır. Tırnağınızla dişinizin üzerini kazıyarak plağı fark edebilirsiniz.Plağın bir miligramında 200 ile 500 milyon arasında bakteri bulunur. Bunun yanısıra aşağıdaki faktörler de dişeti sağlığınızı etkilemektedir.
• SİGARA: Hepimizin bildiği gibi sigara kanser, akciğer, kalp hastalıkları gibi bir çok önemli rahatsızlıklara sebep olur. Tüm bunların dışında ağız içi mukozası ve dişetleri için de çok zararlıdır. Dişetlerinin yumuşamasına ve dişeti hastalıklarının gelişmesine neden olur.
• GENETİK FAKTÖRLER: Yapılan araştırmalara göre %30 oranında genetik bir yatkınlık vardır. Ayrıca ağız bakımının kötü olması ile dişeti hastalığının gelişme olasılığı 6 kat daha artar. Ailede dişeti problemi olan bir kişi var ise mutlaka bir dişeti uzmanına siz de muayene olun.
• HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER: Hamilelik, puberte, menapoz, mensturasyon gibi hormonal değişikliklerin yoğun olduğu dönemlerde ağız hijyeninize ayrıca özen göstermeniz gerekmektedir. Diş etleriniz bu dönemlerde daha hassas olur. Diş eti hastalığına yatkınlık artar.
• STRES: Hipertansiyon, kanser gibi pek çok rahatsızlığın nedenlerinden biri olmasının yanında dişeti hastalıklarının da risk faktörlerindendir. Araştırmalar göstermiştir ki periodontal hastalıklarda dahil olmak üzere stres vücudun enfeksiyonla mücadelesini zorlaştırmaktadır.
• İLAÇ KULLANIMI: Doğum kontrol hapları, anti-depresanlar, kalp ilaçları ağız sağlığınızı etkiler. Bu yüzden bu ilaçlardan birini kullanıyorsanız lütfen diş hekiminizi uyarınız ve ağız hijyeninize ayrıca önem veriniz.
• DİŞ SIKMAK VEYA GICIRDATMAK: Diş ve dişeti arasındaki kuvvetin azalmasına neden olarak periodontal doku yıkımına sebep olurlar. Diş etlerindeki çekilmenin bir sebebi de diş sıkmaktır. Mutlaka gece plağı takılarak bu sıkmanın durdurulması gerekir.
• DİABET-ŞEKER HASTALIĞI: Diabet hastaları periodontal (diş eti) enfeksiyon açısından yüksek risk grubuna girerler. Mutlaka rutin diş eti kontrollerini bir diş eti uzmanına (periodontolog) yaptırarak ağız hijyenlerine ayrıca özen göstermelidirler.
• KÖTÜ BESLENME: Vücudun, immun (bağışıklık) sisteminin zayıflamasına ve buna bağlı olarak, diş eti enfeksiyonu da dahil olmak üzere enfeksiyonlarla mücadelesinin zorlaşmasına neden olur.
• KÖTÜ YAPILMIŞ KURON KÖPRÜ VE DOLGULAR: Dişetine basan ve taşkın yapılmış dolgu, kuron ve köprüler dişetlerinde problem oluşturur.


Plak
Plak, dişlere ve ağız boşluğundaki sert dokulara sıkıca yapışan, yumuşak birikintilerden oluşan, saydam bir tabakadır. Tırnağınız ile dişinizin üzerini kazıyarak plağı fark edebilirsiniz. Plağın 1 miligramında 500 milyon ile
2 milyar arasında bakteri bulunmaktadır. Dil, dudaklar ve tükürük, bakterileri yiyecek ve içeceklerle birlikte, dişlerin üzerinden alıp mideye gönderir. Bu nedenle, bakteriler dişe tutunabilmek için, dekstran adında yapışkan bir madde salgılar. Dekstran suya dirençlidir, bu nedenle ağız çalkalandığında plak uzaklaşmaz. Dekstran, ayrıca yenen gıdaların küçük parçacıklarını yakalayarak bakterilere yiyecek temin eder. Sonuç olarak plak, bakteriler, salgıladıkları yapışkan dekstran ve yiyecek artıklarından oluşan bir yapıdır. Plak içindeki bakteriler, küçük gıda artıklarını sindirerek organik asitleri açığa çıkarırlar. Bu asitler dekstran nedeniyle dişle uzun süre temasta kalır. Bu temas çürük oluşumuna davetiye çıkarır.
Plak genellikle dişeti seviyesinde oluşur ve dişetinin iltihaplanmasına neden olur. Plak oluşumu için gerekli olan 24 saat geçmeden, bakteriler diş ve dişetlerine zarar verecek asitleri üretemez. Bu nedenle düzenli olarak plağın temizlenmesi gerekir. Plak temizliği için, dişleri güzde en az iki kez florürlü bir diş macunu ile fırçalamak ve günde bir kez dişipi kullanmak gerekir. Aksi takdirde, plak zamanla diştaşına dönüşür. Diştaşı, plak tabakası gibi diş fırçası yardımıyla diş üzerinden uzaklaştırılamaz, ancak bir dişhekimi tarafından temizlenebilir.

Diştaşı ( Tartar )

Diştaşı (tartar), tükrükteki kalsiyum tuzlarının, bakteri plağı vasıtasıyla dişe yapışması sonucu oluşur. Diştaşının hastalık oluşumundaki ana etkisi, dişetinin iritasyonuna neden olmasının yanısıra, sürekli bakterilerle çevrili olmasından kaynaklanır. Diştaşı, plağın periodontal dokularla yakın temasta kalmasına ve plak temizliğinin mümkün olmadığı alanların oluşmasına neden olur. Diştaşı, diş yüzeylerinin yanısıra protezler üzerinde de oluşabilir.



 Diştaşı oluşum yerine göre sınıflandırılır:

Supragingival diştaşı: Dişeti sınırının üzerinde oluşan diştaşıdır ve gözle görülebilir. En fazla üst 1. büyük azı dişlerinin yanağa bakan yüzeylerinde ve alt kesici dişlerin dile bakan yüzeylerinde oluşur. Çünkü bu bölgelerde tükrük kanalları ağza açılmaktadır. 

Subgingival diştaşı: Dişeti sınırının altında oluşan diştaşıdır ve gözle görülemez. Supragingival diştaşına göre daha koyu renktedir ve dişe daha sıkı yapışır.
Supragingival ve subgingival diştaşı genellikle birlikte oluşur, ancak biri olmadan sadece diğeri de oluşabilir.


Tedavi Nasıl Olur?

Dişeti hastalığının tedavisinde diş ile dişeti arasında meydana gelen cep'lerin derinliğinin özel bir alet vasıtasıyla ölçülmesi gereklidir. Bu ceplerin miktarına ve derinliğine göre teşhis konulur ve tedavi planlanır. Derin cepler dişeti hastalığının hızla ilerlemesi için uygun bir ortam hazırlayacağından yapılacak olan tedavide amaç bunların mümkün olduğunca sığlaştırılmasıdır. Çünkü derin ceplerin içine yerleşen mikroorganizmaların fırçalama ve diş ipi kullanımı ile sizin tarafınızdan tamamıyla temizlenmesi imkansızdır.

Sizin dişeti hastalığınızın seviyesine göre uygulanacak tedavi aşağıdakilerdir:

Daha Sık Diş Taşı Temizliği: Rutin temizlik ve kontroller 6 ayda bir yapılırken periodontal hastalığı olan veya buna eğimli olan kişilerde hekimin belirleyeceği daha kısa aralıklarla temizlik işlemi yapılır. Ceplere yerleşen plağın içindeki mikroorganizmalar 3 ay içinde kemiğe zarar verebilecek kadar çoğalır. Sık diştaşı temizliği yaptırmak bu birikimi önleyerek kemiğin zarar görmemesini sağlar.
Hekiminiz veya hijyenistiniz tarafından verilecek olan hijyen eğitimini de doğru ve eksiksiz uygulamak bu açıdan büyük önem taşımaktadır.

Kök Yüzeyi Düzleştirilmesi (Küretaj): Halk arasında küretaj olarak bilinen kök yüzeyi düzleştirilmesi, kök yüzeyine tutunmuş olan eklentileri özel küretler yardımıyla kazıyarak, yüzeyden uzaklaştırma ve sağlıklı kök yüzeyini açığa çıkartarak dişetinin tekrar kök yüzeyine yapışmasını sağlama işlemidir.



 Gingivektomi Ve Gingivoplasti: Bazı durumlarda iltihapsal, ilaca bağlı ya da kalıtsal olarak dişeti büyümeleri gözlenmektedir. Bu dişeti büyümelerine kemik erimesi eşlik etmiyorsa ya da kemik oluşturmamızı gerektiren derinlikte defektler mevcut değilse dişeti büyümelerini, dişle-dişeti arasındaki cebin yumuşak doku duvarını keserek çıkartabiliriz. Bu işleme Gingivektomi denir. Bu işlemden sonra genellikle dişetini cerrahi yöntemlerle düzelterek normal fizyonomisini geri kazandırmak için ise Gingivoplasti işlemi uygulanır.

Flep Operasyonu: Periodontal cepler küretaj ve kök yüzeyi düzleştirilmesi ile sığlaştırılamıyorsa cerrahi olarak cebi oluşturan dişeti çıkartılır. Çok derin ceplerde dişeti bütün olarak kaldırılıp altında gerekli kök yüzeyi düzleştirme işlemleri yapılır, kapatılır ve dikişlerle yerine sabitlenir. Eğer bu aşamada erimiş olan kemiğin desteklenmesi gerekiyorsa ya da o bölgede kemik oluşturulabileceği düşünülüyorsa, defekt bölgesine sert doku greftleri ya da hastanın kendi dokusundan elde edilen kemik parçacıkları koyularak, kaybedilen dokunun geri kazanılmasına çalışılır.

Kuron Boyu Uzatma Operasyonu: Dişlerin (ağız içerisinde görünen kısımlarını) dişeti seviyesinin üstünde kalan kısımlarını uzatmak amaçlı yapılan basit bir işlemdir. Bazı durumlarda çürük veya kırık dişeti seviyesinin altına kadar ilerler yada dişlerin boyu çok kısadır. Bu gibi durumlarda yapılacak protetik(kuron ,köprü vb.) tedavilerin tutuculuğu ve dişeti sağlığı için dişeti seviyesinin kök kısmına doğru uzatılması gereklidir.

Doku Greftleri

Yumuşak Doku Greftleri:
Diş fırçasının yanlış kullanılması, anatomik hatalar ya da dişeti hastalıkları sebebiyle bir veya birkaç dişte meydana gelen belirgin dişeti çekilmelerinin, ağzın farklı bir bölgesinden(genellikle damak) alınan yumuşak doku parçası ile örtülmesi işlemidir. Genellikle estetik amaçla ya da bazı durumlarda, dişeti hastalığının ilerlememesi için koruyucu amaçla yapılır.

Sert Doku Greftleri:
Flap operasyonları esnasında kemik kaybının ileri boyutta olduğu bölgelerde yapay veya doğal kaynaklı kemik tozu uygulamaları ile kemik yapımı uyarılır.

Estetik Amaçlı Diş Eti Uygulamaları

En güzel dişler bile sağlıklı ve düzgün şekilli dişetleriyle çerçevelenmemiş ise çekici gözükmezler. Diş etlerinizde yapılan tedaviler ve küçük operasyonlar ile estetik olmayan diş etleri düzeltilebilir.

Sağlıksız diş etleri: Periodontal hastalık nedeni ile diş etleri kırmızı, şiş ve parlak gözükürler. Estetik diş hekimliği işlemlerinden önce mutlaka tedavi edilmelidirler.

Diş etleriyle gülümseme: (Gummy Smile) Gülümsediklerinde diş etleri fazla gözüken vakalarda herhangi bir estetik diş hekimliği işlemi yapılacak olsa da olmasa da yapılacak küçük bir operasyon ile diş eti fazlalıkları uzaklaştırılarak daha hoş bir gülümseme elde edilebilir.

Dişeti çekilmesi: Dişeti çekilmesi sonucu bazı dişler çok uzun gözükebilir, bu dişlerde kök yüzeyleri açığa çıkmıştır. Böyle bir durumda, öncelikle dişeti tedavisi yapılarak bu açıklıklar yumuşak doku greftleri ile kapatılmalıdır.

Düzensiz dişeti kenarları: Dişleri çerçeveleyen dişetleri bazı dişlerde çok yukarda yada çok aşağıda olabilir (dişeti çekilmesi, sürme bozukluğu, diş kaybından doğan defektler vb) Estetik prosedürden önce dişeti şekilleri ideale getirilmelidir.

Dişeti pigmentasyonu: Herhangi bir yaralanma sonucu yada doğal olarak dişetlerinde farklı renkte bölgeler olabilir. Eğer gülme hattındaysa bunların da yok edilmesi gerekir.


AĞIZ VE DİŞ BAKIMI
DİŞ FIRÇALAMA
Doğru bir diş fırçalama, diş ve diş etlerinizin sağlığını korumada ilk adımdır. Tavsiye edilen fırçalama tekniği ile en az iki dakika diş fırçalamak gerekir. İster manuel ister şarj edilebilir diş fırçası kullanın, ağzınızın her bölgesini (üst sağ ve sol, alt sağ ve sol) 30’ar saniyelik sürelerle fırçalamalısınız.

En İyi Diş Fırçalama Yöntemi Hangisidir?
Dişlerinizi fırçalamak için bir sürü yöntem vardır. Size en uygun fırçalama için diş hekiminize danışın. Bununla birlikte işte size sıkça tavsiye edilen yöntemlerden bir örnek (Manuel diş fırçası kullanılmaktadır);
İlk Adım:
-Dişlerinizin dış yüzeylerinin temizliği için, diş fırçanızı diş eti çizgisine 45 derecelik bir açıyla yaklaştırın
-Fırçanızı ileri-geri hareket ettirerek, kısa ve yumuşak fırça dokunuşlarıyla diş ve diş etlerinizi fırçalayın
İkinci Adım:
-Dişlerinizin çiğneyici ve iç yüzeylerini temizlemek için de aynı yöntemi kullanın
Üçüncü Adım:
-Ön dişlerinizin iç yüzeylerini temizlemek için, fırçayı dik tutun ve fırçanın ucuyla aşağı yukarı yumuşak hareketlerle fırçalayın
Dördüncü Adım:
-Diş eti çizginizi fırçalamayı unutmayın ve en arkadaki dişlere ulaştığınızdan emin olun
-Aynı zamanda dilinizi de fırçalayın, dilinizi fırçalamak nefesinizi taze tutmaya yardımcı olacaktır!

Şarj Edilebilir Diş Fırçaları

İleri-geri ve sağa-sola hareket teknolojisine sahip şarj edilebilir diş fırçaları ile manuel diş fırçalarından daha iyi sonuçlar elde eder siniz. Bu fırçalama tekniği sıradan manuel diş fırçalarından çok farklıdır. Bu fırçalama tekniği sayesinde fırça başının ağzınızın tüm yüzeylerini fırçaladığından emin olabilirsiniz.
Birinci Adım:
-Fırça başını diş etlerinizin kıvrımlarına ve her bir dişin şekline uyum sağlayacak şekilde yavaşça hareket ettirin.
-Diğer bir dişe geçmeden önce fırça başını bulunduğunuz noktada birkaç saniye tutun.
İkinci Adım:
-Dişlerinizin çiğneyici ve iç yüzeyleri ile arka dişleriniz dahil olmak üzere ağzınızın tüm yüzeylerine ulaştığınızdan emin olun.
Üçüncü Adım:
-Şarj edilebilir diş fırçasını diş eti çizgisine tutun. Bastırmanıza ya da fırçalamanıza gerek yoktur. Sadece bırakın fırça kendiliğinden dişlerinizi fırçalasın.

DİŞ İPİ KULLANIMI
Dişlerinizin aralarını temizlemek, diş fırçalarının ulaşamadığı yüzeylere ulaşmanızı sağladığı için diş eti hastalıklarını, nefes kokusunu ve diş çürümelerini önlemede önemli bir rol oynar. Diş ipi kullanımı diş aralarını temizlemede en çok kullanılan yöntemlerden biridir.

Diş İpini Nasıl Kullanmalıyım?
Birinci Adım:
Yaklaşık 50 cm uzunluğunda diş ipini alarak her iki elinizin orta parmaklarına, aralarında 5 cm boşluk kalacak şekilde fazla sıkı olmamak koşuluyla dolayın (parmaklarınızdan birine daha fazla diş ipi dolamalasınız).
İkinci Adım:
Baş ve işaret parmaklarınızla diş ipini gerginleştirerek, yavaşça dişlerinizin arasına geçirin. Bu arada diş ipini koparmamaya ve diş etlerini zedelememeye dikkat edin.
Üçüncü Adım:
Diş ipini ‘C’şeklinde eğerek dişlerinizi kavrayacak şekilde diş aralarında aşağıya ve yukarıya doğru yavaşça gezdirin; diş eti çizgisinin altını da temizleyin. Her bir dişe geçtiğinizde parmağınıza doladığınız diş ipinden yeni bir bölüm kullanın.
Diş ipi kullanımı başlangıçta size değişik gelebilir. Ancak kullanmaya devam edin! Biraz sabır ve pratik yapmakla, dişlerinizi fırçalamak kadar doğal gelmeye başlayacak.

Diş İpi Kullanımı Faydalarını Ne Kadar Bir Sürede Gösterir?

Doğruyu söylemek gerekirse, diş ipi kullanımı ilk günden itibaren tartışmasız faydalar sağlar. Diş ipi kullanımından sonra dişleriniz ve diş etleriniz daha temiz olur, çünkü diş ipi diş fırçalarının ulaşamadığı yerlere ulaşır. Nefesiniz tazelenir ve diş etlerinizin sağlığı iyileşir. Öyleyse banyonuzun raflarında tozlanmaya bıraktığınız diş ipini neden alıp tekrar denemiyorsunuz? Başlangıçta biraz değişik gelse bile pratik yapmaya devam edin. Kısa bir süre sonra farkı hissedeceksiniz ve diş ipi kullanımı günlük yaşantınızın bir parçası haline gelecek.

Diş İpi Kullandığım Sırada Diş Etlerim Kanıyor; Kanama Halinde Diş İpi Kullanımını Bırakmalı Mıyım?

Diş ipini ilk kullanmaya başladığınızda diş etlerinizin kanaması sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu bir tür diş eti hastalığına sahip olduğunuzun işareti de olabilir. Ancak birkaç günlük kullanımdan sonra diş etleriniz daha sağlıklı bir hale geleceği için kanamanın durması gerekir. Kanamanın devam etmesi durumunda diş hekiminize danışın.

DİL FIRÇALAMA
Dilin fırçalanması ağız kokusunu azaltmada diş fırçalamaktan iki kat fazla etkilidir. Dil yüzeyinin kazınması için plastik dil kazıyıcıları ve küçük fırçalar dizayn edilmiştir. Bu özellikle bulantı refleksi olan hastalar için kolaylık sağlar.
Dil, fırçalanırken olabildiği kadar dışarı çıkarılır. Dil temizleyici/kazıyıcı dilin olabildiği kadar arka bölgesine yerleştirilir. Dil üzerine kuvvet uygulayarak öne doğru yavaşça çekilir. Dilinizin üzerinde biriken bakterileri temizlemek için bir dil raspası kullanılmalı veya fırçalama sırasında dil temizlenmelidir. Alkol ve sigara kullanılmamalıdır.

LAZER

ABD'de FDA tarafından da onaylanan lazer tedavileri sağladığı kolaylıklarla diş hekimi korkusunu sona erdiriyor.Son yıllara kadar sadece diş eti tedavilerinde ve beyazlatmada kullanılan lazer enerjisi, atomize su ile birleştirilip sert dokularda da (diş, kemik) kullanılmaya başlanmıştır.

Lazerin Sağladığı Avantajlar

• Lazer ile diş ve diğer dokulara temas edilmeden çalışıldığı için ısı etkisi ve
titreşim oluşmaz. Bu nedenle hastada genellikle ağrı oluşmaz ve anesteziye
gerek kalmadan diş tedavileri yapılabilir.Ayrıca anestezi yapılmadığı zaman;
anestezi sonrasındaki şişkinlik, yemek yiyememe, konuşma zorluğu gibi
rahatsızlıklar oluşmaz.
• Hastalarımızı rahatsız eden ve cihaz-lardan çıkan yüksek ses lazerde yoktur.
Bu nedenle hastalarımız daha konforlu bir tedavi görmektedir.
• Lazer ile yapılan cerrahi tedavilerde kanama minimum seviyeye iner.Ayrıca su
e çalışıldığı ve normalden daha az travma verildiği için operasyon sonrası
oluşabilecek şişme, morluk gibi komplikasyonlar önlenmiş olur.

LAZER İLE DİŞETİ TEDAVİLERİ

Gingivektomi-Gingivoplasti:
Özellikle estetik protez çalışmalarında, ortodonti sonrası diş eti estetiğinin
sağlanmasında lazer ile yapılan diş eti boyu ayarlamalarının çok daha güzel
sonuçlar verdiği gerçektir. Lazer ile anestezisiz olarak diş etinin kesilmesinin-
şekillendirilmesinin ardından kanamanın durması ve doku iyileşmesini beklemeye gerek kalmadan diğer işlemlere geçilebilir.

Küretaj:
Anestezisiz olarak lazer ile yapılan derin diş eti temizliğinin ardından diş eti
cepleri çok daha hızlı iyileşmektedir.

Depigmentasyon:
Diş etlerinde pigment artmasına bağlı olarak oluşan hiperpigmentasyonlar klasik yöntemlerde anestezi altında bistüri ile peeling yapılarak tedavi edilir. Lazer ile yapılan pigmentasyon tedavilerinde anesteziye gerek kalmaz ve hasta işlem sonrası hiçbir rahatsızlık duymadan yaşantısına devam edebilir.

Yumuşak Doku Lezyonlarının Çıkarılması:
Ağız içinde normalin dışında oluşan tüm lezyonlar anestezisiz olarak ve dikiş
atmaya gerek kalmadan çıkarılmaktadır.

Frenektomi:
Dil, yanak ve dudak bağlarının konuşmayı engelleyecek şekilde fazla bağlı olduğu durumda kanamasız, ve dikişsiz bir biçimde bağların normal durumunu alması kesilerek sağlanır.

Lazer ile Aft-Uçuk Tedavileri:
Aft ve uçukların merhem sürüp hassasiyetini azaltmaktan başka herhangi bir
tedavi şekli bulunmamaktadır. Oysaki lazer ile aft ve uçukların üstüne ışın
verilmesinin ardından normal süreçte 7 gün süren iyileşme süresinin hızlandığı ve aynı bölgede tekrar aft ve uçuk çıkmadığı gözlemlenmiştir.

Lazer ile Hassasiyet Tedavisi:
Diş eti çekilmelerine bağlı olarak meydana gelen diş hassasiyetleri bugüne kadar sadece flor sürülmesi ve özel diş macunları ile tedavi edilebilirken lazer ışını ile hassasiyete sebep olan dentin kanalları kapatılır ve hassasiyet giderilir.

Lazer ile Cerrahi Tedaviler
Lazer ışını kanamayı azaltması ve dokuya az hasar vermesi dolayısıyla cerrahi operasyonların çeşitli aşamalarında kullanılır. Lazer desteği alınan cerrahi
işlemler sonrası operasyon sonrası şişlik, morarma, ağrı gibi komplikasyonlar
beklenenden daha az görülür. Apikal rejeksiyon kök uçunda oluşan lezyon hiçbir döner alete gerek kalmadan kesilir. Kemik operasyonları, 20 yaş çekimi için gereken kemik kaldırma işlemleri ve çeşitli kemik şekillendirmeleri çevre dokulara hasar vermeden yapılabilir.

The International Congress of Oral Implantologists Estetik Dişhekimliği Akademisi Derneği European Society of Esthetic Dentistry TÜRK PROSTODONTİ VE İMPLANTOLOJİ DERNEĞİ World Clinical Laser Institute Türk Dişhekimleri Birliği


Tüm Hakları Saklıdır © Sun Dental Clinic
Sitede bulunan içeriklerin izinsiz kullanılması halinde, kullananlar hakkında yasal işlem başlatılacaktır.
Web tasarımı Deltawebsistem  deltawebsistem